Gazetecilik, sadece olup biteni aktarmak değildir. Gazetecilik; gerçeğin peşine düşmek, doğruluğu araştırmak, kamu adına soru sormak ve toplumun haber alma hakkını savunmaktır. Bu meslek; cesaret, sabır ve vicdan ister.
Son yıllarda bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Ancak doğru bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar zorlaştı. Sosyal medya sayesinde herkes bir şeyler yazabiliyor, herkes bir iddia ortaya atabiliyor. Fakat gazeteciyi gazeteci yapan; duyduğunu değil, doğruladığını yazmasıdır.
Ben gazeteciliğe başladığım ilk günden bu yana bir ilkeye inandım: Doğruluğundan emin olmadığım hiçbir haberi yayımlamam. Çünkü bir gazetecinin kalemi, insanların hayatını etkileyebilir. Yazılan her satırın vicdani ve hukuki bir sorumluluğu vardır.
Bir başka önemli ilke ise tarafsız araştırmadır. Tek tarafın anlattıklarıyla haber yapılmaz. Gazeteci, iddia sahibini de dinler, hakkında iddia bulunan kişiye de ulaşır. Belgeyi inceler, bilgiyi teyit eder ve okuyucunun karşısına gerçeği çıkarır. Çünkü gazetecinin görevi hüküm vermek değil, gerçeği bütün yönleriyle ortaya koymaktır.
Gazeteci yayımladığı haberin arkasında durmalıdır. Eğer haber doğruysa, belgelerle desteklenmişse ve kamu yararı taşıyorsa; baskılar karşısında geri adım atmamalıdır. Elbette hata yapılabilir. Hata varsa düzeltilir, gerekirse özür dilenir. Ancak doğru haberi baskıyla kaldırmak, yalnızca gazeteciliğe değil, toplumun haber alma hakkına da zarar verir.
Bir gazetecinin en büyük sermayesi itibarıdır. O itibar ne makamla kazanılır ne de takipçi sayısıyla. Güvenilirlik yıllar içinde inşa edilir; ama tek bir yanlışla kaybedilebilir. Bu nedenle gazetecinin her haberi, kendi imzası kadar onurunu da taşır.
Bugün ne yazık ki birçok kişi gündemin peşinden koşuyor. Oysa gerçek gazetecilik, gündemin peşinden gitmek değil; yaptığı araştırmalar, özel dosyalar ve ortaya çıkardığı gerçeklerle gündemi belirlemektir. Toplumun konuşması gereken meseleleri cesaretle gündeme taşımak, gazeteciliğin en önemli görevlerinden biridir.
Gazeteci hiçbir zaman bir grubun, bir çıkar çevresinin ya da bir kişinin sözcüsü olmamalıdır. Onun tek bağlılığı; milletin doğru haber alma hakkına ve gerçeğe olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, gazetecilik yalnızca bir meslek değil; topluma karşı üstlenilmiş büyük bir sorumluluktur. Kalemini doğruluktan ayırmayan, vicdanını hiçbir baskıya teslim etmeyen gazeteciler olduğu sürece, toplum da doğru bilgiye ulaşmaya devam edecektir.
Çünkü gerçek gazeteciler haber yazmaz; güven inşa eder, kamu vicdanını temsil eder ve tarihe not düşer.
