Devlet Delili Toplar, Sonra Düğmeye Basar
Devlet Delili Toplar, Sonra Düğmeye Basar
Son dönemde terör örgütlerine, organize suç yapılanmalarına, yeni nesil suç örgütlerine ve uyuşturucu çetelerine yönelik gerçekleştirilen operasyonları çok önemsiyorum.
Çünkü artık karşımızda yalnızca birkaç kişiden oluşan suç grupları yok. Teknolojiyi kullanan, gençleri hedef alan, sosyal medya üzerinden propaganda yapan, yasa dışı kazançlarını farklı sektörlere aktaran ve toplumun huzurunu tehdit eden karmaşık suç ağları bulunuyor.
Bu yapılarla mücadele; planlı, sabırlı ve kapsamlı bir çalışma gerektiriyor.
Devlet çoğu zaman hemen harekete geçmek yerine örgütün bütün bağlantılarını takip eder. Telefon ve para trafiği incelenir, suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin nereye aktarıldığı araştırılır. Yapının kimlerle bağlantı kurduğu, hangi şirketleri kullandığı, mal varlıklarını kimlerin üzerine geçirdiği ve parasını nerede sakladığı belirlenir.
Deliller tamamlandıktan ve gerekli yargı kararları alındıktan sonra operasyonun düğmesine basılır.
Bu mücadelenin en önemli aşamalarından biri, suç örgütlerinin finansal kaynaklarının ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü para akışı devam ettiği sürece örgütler yeni eleman bulabilir, silah temin edebilir ve farklı isimler altında yeniden yapılanabilir.
Sadece örgüt yöneticilerini ve üyelerini yakalamak yeterli değildir. Suçtan elde edildiği somut delillerle belirlenen paraya, taşınmazlara, araçlara, şirketlere ve diğer mal varlıklarına hukuk çerçevesinde el konulmalıdır.
Elbette bütün işlemler masumiyet karinesi gözetilerek, somut delillere ve mahkeme kararlarına dayanmalıdır. Hukuk dışına çıkarak hukuk düzenini korumak mümkün değildir.
Bir suç örgütünün parasını kesmek, hareket alanını da kesmek demektir.
Uyuşturucu çeteleriyle mücadelede finansal kaynakların kurutulması çok daha büyük önem taşıyor. Çünkü uyuşturucu yalnızca bir güvenlik sorunu değildir. Gençlerimizi, ailelerimizi ve geleceğimizi hedef alan ağır bir toplumsal tehdittir.
Zehir tacirleri bir gencimizin hayatını karartırken onun ailesini ve çevresini de derinden yaralıyor. Bu nedenle yapılan operasyonlar yalnızca birkaç şüphelinin gözaltına alınması olarak görülmemelidir.
Her başarılı operasyon; sokaktan çekilen uyuşturucu, kurtarılan bir genç ve korunan bir aile demektir.
Ancak güçlü devlet yalnızca operasyon yapan devlet değildir.
Güçlü devlet; vatandaşını terör örgütlerinden, mafyadan, uyuşturucu çetelerinden ve her türlü suç yapılanmasından korurken hukukun üstünlüğünden ayrılmayan devlettir. Suçluyu takip eden, delilleri titizlikle toplayan, şüphelileri bağımsız yargının önüne çıkaran ve suçtan elde edilen servetin üzerine hukuk içinde giden devlettir.
Bu mücadelenin kalıcı başarıya ulaşması için güvenlik güçleri, yargı, mali denetim kurumları ve sosyal politikalar bir bütün hâlinde çalışmalıdır. Özellikle gençleri suç örgütlerinden ve uyuşturucudan koruyacak eğitim, rehabilitasyon ve istihdam çalışmalarına da en az operasyonlar kadar önem verilmelidir.
Sanmayın ki devlet bilmiyor.
Devlet görür, bilir ve sabırla takip eder. Suç örgütleri ve onların uzantıları ise bunu çoğu zaman sabah saat 05.00’te kapıları çalındığında anlar.
Konu ne olursa olsun; ister Türkiye’de ister dünyanın başka bir yerinde gerçekleşsin, devletler kendilerine yönelen tehditleri takip eder ve zamanı geldiğinde gereken adımı atar.
Hele söz konusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise insan, söyleyeceği sözü beş yüz defa düşünüp bir defa konuşmalıdır. Atacağı adımın, katılacağı eylemin ve kuracağı bağlantının hukuki sonuçlarını da hesaba katmalıdır.
Devletin sessiz kalması, görmediği veya bilmediği anlamına gelmez. Bazen operasyonun başarısı için sessizlik gerekir. Bağlantılar ortaya çıkarılır, paranın izi sürülür ve hukuki şartlar oluştuğunda harekete geçilir.
Bugün gerçekleştirilen operasyonların verdiği mesaj açıktır:
Devlet delili toplar, suç ağını çözer ve zamanı geldiğinde düğmeye basar.
O kapı bir sabah saat 05.00’te çaldığında artık söylenecek söz değil, hukuk önünde hesap verilecek bir süreç vardır.
Çünkü suç örgütlerini yalnızca yakalamak yetmez; onları besleyen insan, para ve propaganda kaynaklarını da kurutmak gerekir.
İşte gerçek ve kalıcı mücadele budur.