Allah’tan Devlet Yönetimi Bu Anlayışa Teslim Edilmemiş!

14 Ağu 2026 - 21:12 YAYINLANMA
Allah’tan Devlet Yönetimi Bu Anlayışa Teslim Edilmemiş!

Allah’tan Devlet Yönetimi Bu Anlayışa Teslim Edilmemiş!

Türkiye, binlerce yıllık devlet geleneğine ve güçlü bir yönetim hafızasına sahip büyük bir ülkedir. Bu köklü yapının temelinde hukuk, adalet, kamu düzeni, millet iradesi ve devlet ciddiyeti bulunmaktadır. Devlet yönetmek; slogan atmakla, meydanlarda hamaset yapmakla ya da yalnızca seçim kazanmakla başarılabilecek sıradan bir iş değildir. Devlet yönetmek; liyakat, sorumluluk, tecrübe ve her şeyden önce temiz bir yönetim anlayışı gerektirir.

Allah’tan vatandaşlarımız devlet yönetimini bugün tartışmaların odağında bulunan bu anlayışa teslim etmemiş. Etmiş olsalardı, bin yıllık devlet geleneğimizin mihenk taşlarını yerinden oynatabilir, devletin kurumlarını ve yönetim düzenini telafisi zor bir belirsizliğe sürükleyebilirlerdi.

Yerel seçimlerden sonra “Başarılı olduk, şimdi iktidara yürüyoruz” diyerek ekranlara çıkanlar, bugün kendi yönetimleriyle ilgili ortaya atılan ciddi iddialar karşısında aynı cesareti gösteremiyor. Seçim gecesi kameraların karşısına geçip millete siyasi ders vermeye çalışanlar, kendi belediyelerinde yaşananları açıklamak yerine sorumluluktan kaçmayı tercih ediyor.

Üstelik yapılan yanlışları kabul etmek, kamuoyundan özür dilemek veya gerekli siyasi sorumluluğu üstlenmek gibi bir anlayış da göremiyoruz. Her olayın ardından benzer açıklamalar yapılıyor: “Siyasi operasyon”, “İktidar baskısı”, “Belediyelerimize kumpas kuruluyor…”

Peki, hiç mi kendi yönetim anlayışınızı sorgulamayacaksınız?

Gün geçmiyor ki bir belediye başkanı, başkan yardımcısı, belediye çalışanı veya belediyeyle iş yapan bazı kişiler hakkında rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ya da örgütlü hareket etme gibi ağır iddialar kamuoyuna yansımasın. Uşak’tan başlayıp Menderes’e kadar uzanan tartışmalar, vatandaşlara artık “Yeter!” dedirtiyor.

Elbette herkes hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulununcaya kadar masumiyet karinesi geçerlidir. Soruşturma geçirmek, suçlu olmak anlamına gelmez. Ancak bu kadar ciddi iddianın peş peşe gündeme gelmesi de siyasi ve idari bakımdan görmezden gelinemez. Hukuki sorumluluğu bağımsız yargı belirleyecektir; fakat siyasi sorumluluk yalnızca mahkeme kararına bırakılamaz.

Yerel yönetimler, siyasi partilerin arka bahçesi veya belirli çevrelere imkân sağlayan dağıtım merkezleri değildir. Belediyelerin kaynakları yöneticilerin değil, milletin parasıdır. Her kuruşunda yetimin, emeklinin, işçinin, esnafın ve vergisini ödeyen vatandaşın hakkı vardır.

Belediye yönetmek; yakın çevreye makam dağıtmak, partililere kadro açmak ya da belediyenin imkânlarını siyasi amaçlarla kullanmak değildir. Belediye yönetmek; şehrin çöpünü toplamak, yollarını yapmak, altyapısını güçlendirmek, ulaşımını rahatlatmak ve vatandaşın hayatını kolaylaştırmaktır.

Daha şehirlerin temel sorunlarını çözemeyen, yönettikleri belediyelerde denetim ve disiplin sağlayamayan bir anlayışın Türkiye’yi nasıl yöneteceğini gerçekten düşünemiyorum.

Kendi belediyesindeki gelişmelerden haberi olmayan bir başkan, ülkenin güvenliğini nasıl yönetecek?

Belediyesinin bütçesini koruyamayanlar, devletin hazinesini nasıl koruyacak?

Şehir içi ulaşımı çözemeyenler, Türkiye’nin dev yatırımlarını nasıl planlayacak?

Kadrolarında liyakati sağlayamayanlar, devletin kurumlarını hangi anlayışla yönetecek?

Bu sorulara sloganlarla değil, açık ve ikna edici cevaplar verilmelidir.

Hiçbir şey bilmiyor ya da hiçbir hizmet üretemiyorsanız, hiç olmazsa yapılanları anlatın!

İktidarın, önceki 80 yılda yapılamayan pek çok hizmeti son 25 yıla sığdırdığını anlatın. Türkiye’nin dört bir yanına yapılan köprüleri, otoyolları, tünelleri, havaalanlarını, şehir hastanelerini, hızlı tren hatlarını, barajları, millet bahçelerini ve yüzlerce kalıcı eseri anlatın.

Bir zamanlar dışarıdan silah ve mühimmat almak için kapılarda bekleyen Türkiye’nin bugün savunma sanayisinde ulaştığı seviyeyi anlatın. İnsansız hava araçlarını, millî savaş uçağını, yerli helikopterleri, savaş gemilerini, hava savunma sistemlerini ve Türk mühendislerinin ortaya koyduğu teknolojik başarıları anlatın.

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin ardından yıkıma uğrayan şehirlerimizin yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen büyük seferberliği anlatın. Yüz binlerce konutun, iş yerinin, okulun ve hastanenin yapıldığını; deprem bölgesinin yeniden inşası için devletin bütün imkânlarının harekete geçirildiğini anlatın.

Çünkü eser siyaseti başka, algı siyaseti başkadır.

Bir tarafta yıllarca konuşulacak kalıcı yatırımlar, diğer tarafta yönetemediği belediyelerin sorunlarını sürekli başkalarına yükleyen bir anlayış var. Millete hizmet etmek isteyen, önce ortaya eser koyar. Eser üretemeyen ise mazeret üretir.

Yerel seçim başarısını genel iktidarın anahtarı olarak görenlerin önce yönettikleri belediyelerde güven vermeleri gerekir. Milletin parasını koruyamayanlar, kamu kaynaklarını adaletli kullanamayanlar ve ortaya çıkan iddialar karşısında özeleştiri yapamayanlar, ülke yönetimine talip olurken bir kez daha düşünmelidir.

Türkiye büyük ve güçlü bir devlettir. Bu devlet, deneme-yanılma yöntemiyle yönetilemez. Devlet yönetimi; maceraya, hazırlıksız kadrolara ve sorumluluktan kaçan bir siyasi anlayışa teslim edilemez.

Bütün bu gelişmeleri gördükçe insan ister istemez şu soruyu soruyor:

“Bunlar belediyelerini böyle yönetiyorsa, devleti nasıl yönetecek?”

Ben düşünemiyorum.

İyi ki vatandaşlarımız devlet yönetimini bu anlayışa teslim etmemiş.

Kaynak :
6N1K

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: